Yaklaşık 99 yıl önce İstiklal Mahkemeleri tarafından şehid edilen Şeyh Said Hazretlerinin şehadetini konu alındığı basın açıklamasında 8 ayı aşın süredir Gazze'de devam eden soykırım, siyonist işgal rejimine finansal destek sağlayanlara karşı başlatılması gereken eylemler ve geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'da gerçekleştirilen protesto eylemine dil uzatma cüreti gösterenlere 6-8 Ekim olaylarındaki Vandalizm ve yağmalama hatırlatması yapıldı.

Diyarbakır merkez Kayapınar ilçesi Yenihal Köprülü Kavşağında düzenlenen programda selamlama konuşması yapan Şehitler Kervanı Platformu Başkanı Ömer Çelik, Şeyh Said kıyamı ve şehadetini aktararak batının dün ve bugün yaptığı katliam ve zulümlere dikkat çekerken yerli işbirlikçilerin ikiyüzlü tutumlarına vurgu yaptı.

"Onlar asla İngiliz ajanı veya hain değil, önümüzü aydınlatan rabbani alimlerdir"

Bundan 100 yıl önce İngiliz, Fransız, İtalyan ve diğer vahşi batılı ülkeler tarafından yurdun dört bir yanı işgal edildiğini, İslami ve insani değerlere saygıları olmayanların İslam'a ve Müslümanlara savaş açarak binlerce insanı katlettiğini belirten Çelik, neticede verilen kurtuluş savaşında alimler, seyyidler, seydalar, nene hatunların mücadele ettiğine dikkat çekti.

Çelik, "Ülkemizi işgal eden batılı güçleri def edip kovdular ama maalesef batılı ülkelerin yapamadığını ve başaramadığını sonradan gelenler yapmaya başladı. İngiliz, Fransız ve Almanları bu topraklardan def eden halkımız maalesef sonradan bir İngiliz, Alman, Fransız gibi yaşamaya ve giyinmeye zorlandı ve katledildi. Hatta bu bölgede çok vahşi katliamlara düçar oldular. Bu gidişatı gören Şeyh Said Efendi ve yarenleri İslam'ın emir ve ahkamını istemek için zamanında mektup ve telegraflar çekti. Netice alınmayınca kıyam yoluna başvurdular. Cenab-ı Allah Cellecelaluhu onlara şehadeti nasip etti." dedi.

Şeyh Said ve yarenleri Müslümanların gönlünde seyyid, şehid, rehber ve önder olduğunu sözlerine ekleyen Çelik, "Onlar asla İngiliz ajanı veya hain değillerdi. Onlar önümüzü aydınlatan rabbani alimlerdir. Onların şehadetini tebrik ediyor ve Cenab-ı Allah'tan bizleri onların yolundan ayırmamasını diliyoruz." ifadelerini kullandı.

"İzzettin Kassam Tugayları batı hayranı kuruluş ve derneklerin kirli yüzünü dünyaya tanıttı"

Batının yıllarca yaptığı zulmü çok güzel bir şekilde kamufle ettiğini kaydeden Çelik, "1700'lü yıllarda başlayan sömürgecilik gerek Asya gerek Afrika kıtasında ve gerek diğer İslam ülkelerinde yaptıkları işgalde haddi hesabı olmayan katliamlara imza attılar. Bu yapmış oldukları katliamı hep demokrasi adına yaptıklarını söylediler ve bunu süsleyerek dünya kamuoyuna sundular. Yakın tarihimize baktığımızda Amerika Irak'ı işgal ettiği zaman dönemin dışişleri bakanı 'Irak'ta 500 bin çocuk öldürüldü ama demokrasimiz ve hedeflerimiz gerekliydi' diyecek kadar alçalmıştı. Suriye'de 3 milyona yakın insanı öldürdüler." şeklinde konuştu.

Filistin'de devam eden soykırım ve katliamlara da değinen Çelik,

Filistin'de süregelen 100 yıllık bir savaşla yüzbinlerce insanın katledilip yerinden yurdundan edildiğini; İngiltere, Amerika, Almanya, Fransa ve müstemleke ülkelerin yardımıyla Filistin coğrafyasının kan gölüne çevrildiğini ifadelerine ekleyen Çelik, şunları söyledi:

"Batı, Endülüs'te ne ise şimdi de aynıdır ve insanlıktan nasibini almamış toplumdur fakat kendini çok güzel bir şekilde pazarlayabiliyor, algı operasyonlarıyla insanları manipüle edebiliyor. Neredeyse işgal edilmemiş İslam coğrafyası yok. Ya kültürel ya da fiziki işgal edilmiş ama İzzettin Kassam Tugayları hem batının hem de ülkemizde batı hayranı olan sözüm ona sivil toplum kuruluşları, vakıf ya da kadın derneklerinin kirli ve aşağılık yüzünü 7 ekimde dünyaya tanıtmış, ortaya çıkarmıştır. Hatırlarsanız yalın ayaklılar, aç insanlar Afganistan'da Amerika'yı def ettikten sonra tüm dünyada tek elden düğmeye basılmış gibi hep aynı sözü söylediler. Türkiye'deki ipliğini onlara bağlamış sanatçılar; kadın, çocuk ve insan hakları dernekleri 'Afganistan'da başta kadın ve çocuk hakları olmak üzere ciddi endişelerimiz var' derken Filistin'de öldürülen 30 binden fazla kadın ve çocuk için bir gün endişe duyduklarını söylemediler."

"6-8 Ekim olaylarında binlerce binayı ateşe veren o aşağılık insanlar, göğsü iman dolu gençlerimizin protestosunu vahşet olarak değerlendiriyor"

Çelik, "Onlar diyor ki ülkenizi işgal edeceğiz, sizi öldüreceğiz, dininize hakaret edeceğiz ve siz protesto dahi etmeyecek, sesinizi çıkarmayacaksınız. Sesinizi çıkardığınız andan itibaren bizi yaftaladıkları şey; 'bunlar gerici, şiddet yanlısı, katildir' ifadeleridir. HAMAS'ın başlattığı bu mücadele israile uşaklık edenler dışında insanlığını ve vicdanını yitirmemiş tüm halkları ayağa kaldırdı. HAMAS, dünyaya yeni bir perde açtı. Bütün dünya HAMAS'a insanlık borçludur." diye belirtti.

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'da gerçekleştirilen protesto gösterisine de değinen Çelik, "Yaklaşık 3 aydır dünya basınında 'Üçüncü dünya savaşının ayak sesleri geliyor' diye bir algı oluşturmaya başlıyorlar ve bunu yapacaklar çünkü kana doymuyorlar. Yahudileri yaptıkları ayinlerde içtikleri, katlettikleri çocukların kanıdır. Ülkemizde Yahudi havralarının altından çıkan o kanlı çocuk cesetleri asla konuşulmadı. Şimdi o katliamları konuşmayanlar, 6-8 Ekim olaylarında sözde demokratik haklarını kullanarak her tarafı yakıp yıkan, onlarca kardeşimizi şehid eden, binlerce binayı ateşe veren o aşağılık insanlar ve gezi olaylarında ülkeyi savaş alanına çevirenlere sesini etmeyenler; bugün göğsü iman dolu gençlerimizin starbucks, mcdonald's, burger kingi protesto etmesini vahşet olarak değerlendiriyorlar." ifadelerine yer verdi.

"Buradaki yerli yahudi ve siyonistler israille aynı propaganda dilini kullanıyor"

Çelik, "Yularlarını elde tutan israil nasıl ki kendilerine karşı çıkan herkesi nazi olarak değerlendiriyorlarsa buradaki yerli Yahudi ve siyonistler aynı propaganda ve dili kullanıyor. Bu gençler Allah'tan korkan, peygamberden utanan, bırakın insanları hayvanlara dahi zarar vermekten imtina eden pırlanta gibi gençlerdir. Bunlara mı laf söylüyor, şiddet yanlısı diyorsunuz? Asıl vahşiler, şiddet yanlısı, satılmışlar sizlersiniz. Sizlerin bize hiçbir şey söyleme hakkınız yok. Biz sizleri çok iyi tanıyor biliyoruz. Biz İslami ve vicdani hakkımızı kullanıyoruz. Filistin'de kardeşlerimiz vahşice katledilirken hiç kimse bizim sıcak yataklarımızda yatmamızı beklemesin. Elimizden ne geliyorsa onu yapacağız." dedi.

Çelik konuşmasının ardından düzenlenen basın açıklamasını Peygamber Sevdalıları Vakfı adına Yetimler Vakfı Genel Koordinatörü Cemil Cahit Ünsal okudu.

Yaklaşık 99 yıl önce İstiklal Mahkemeleri tarafından şehid edilen Şeyh Said Hazretlerinin şehadetini konu alan Ünsal, 8 ayı aşın süredir Gazze'de devam eden soykırımla ilgili olarak siyonist işgal rejimine finansal destek sağlayanlara karşı yaygın ve çok güçlü eylemler başlatılması gerektiğini belirterek geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'da gerçekleştirilen protesto eylemine dil uzatma cüreti gösterenlere 6-8 Ekim olaylarındaki vandalizmi hatırlattı.

"Batı'nın palazlandırdığı iktidar, İstiklal Mahkemeleri eliyle bir zulüm furyasına dönüşmüştü"

Aradan 99 yıl geçmesine rağmen Şeyh Said Hazretleri ve onun sadık ve de fedakâr 46 arkadaşının unutulmadığını söyleyen Ünsal, o dönemde yaşananlara dikkat çekerek şunları kaydetti:

"Tarihler 29 Haziran 1925'i gösterdiğinde sadece bu şehir değil, bütün bir coğrafyamız yasa boğuldu. İhanet, kumpas ve İttihat Terakki'nin sinsi ayak oyunlarıyla dolu olan bir süreç, 1925'in haziranında acı bir hadise ile sonuçlandı. Kürdistan coğrafyasının, İslam ile yoğrulmuş bu kadim toprakların yetiştirdiği mümtaz bir şahsiyet, 46 dava arkadaşıyla darağacına çıkarıldı. Kıyamı, fedakârlığı, din ve milletinin istikbali için gösterdiği mücadele ile bilinen Şeyh Said Efendi, şehid oldu."

Ünsal, "99 yıl önce bu halkın yiğitleri için sıra sıra, art arda darağaçları kurulmuştu. 1925'in haziranı Müslüman kürd halkının ciğerlerini dağlamıştı. Kimileri dizlerini dövüp ağıtlar yakarken kimileri de idam sehpasına çıkarılan âlimlerimizin ölümüne alkış tutmuştu. Batı'nın palazlandırdığı iktidar sahipleri, bir milleti dönüştürmek için o halkın önderlerini katletmekle işe başlamış, süreç İstiklal Mahkemeleri eliyle şarktan garba bir zulüm furyasına dönüşmüştü. O gün yaşanan büyük acıları dünya ise sadece seyretmişti. Çünkü katledilenler Müslümanlardı. İdam fermanı çıkarılanlar, Müslüman milletin Şeyhleri, Âlimleriydi." dedi.

"siyonist işgal ve vahşetin, onlara yandaşlık yapan kişi ve kuruluşların da karşısındayız"

7 Ekim sabahı Aksa Tufanı Operasyonuyla başlayan Gazze direnişine de vurgu yapan Ünsal, "9 aydır Gazze'de masum insanlar sırf Müslüman oldukları için, mukaddes belde Kudüs'ün işgaline razı gelmedikleri ve Mescid-i Aksa'dan vazgeçmedikleri için katlediliyor. Her gün bebekler, çocuklar, kadınlar öldürülürken bütün dünya yine sadece seyrediyor. Tıpkı Arakan'da Budist, Afganistan'da Amerikan, Halepçe'de Saddam'ın zulmünü izledikleri gibi." ifadelerini kullandı.

Müslümanların özellikle işbirlikçileri eliyle katledilmelerinin küresel güçleri memnun ettiğini, zira İslam ve Müslümanların bu sömürü düzenin karşısında duran tek büyük güç olduğunu sözlerine ekleyen Ünsal, batılılar için İslami uyanışın büyük bir inkılabı beraberinde getireceğinin altını çizdi.

Ünsal, "Bizler 9 aydır meydanlardayız. Gücümüz ve imkânlarımız nispetinde Gazze'deki zulmün son bulması için gayrette bulunuyoruz. Zulme direnen Filistinli mücahitlerin ve onlara destek veren tüm kesimlerin yanındayız. Dolayısıyla siyonist işgal ve vahşetin, onlara yandaşlık yapan kişi ve kuruluşların da karşısındayız." şeklinde konuştu.

"Müslümanlar Gazze'deki vahşete finansal destek sağlayanlara karşı güçlü eylemler başlatmalıdır"

siyonizmin ve onların büyük destekçisi küresel emperyalizmin sadece Gazze'de cephe açmadığını vurgulayan Ünsal, "Filistin'de bedenlerimizi parçalayanların, diğer coğrafyalarda gençliğin zihnini işgale giriştiğini de görmekteyiz. Ne Gazze'nin ne Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın işgaline ve ne de siyonizmin kültürel soykırımına asla izin vermeyeceğiz. Bu minvalde yapılan tüm meşru ve haklı eylemleri destekleyeceğiz." diye belirtti.

Gazze'deki vahşete finansal destek sağlayanlara karşı yaygın ve çok güçlü eylemler başlatılması gerektiğine dikkat çeken Ünsal, geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'da gerçekleştirilen protesto olayına işaret ederek siyonist vahşete destek verme cüretinde bulunanlar ile protesto gösterilerine dil uzatanlara önemli mesajlar verdi.

Konuşmasını "Buradan, aylardır yaptığımız çağrıyı yineliyoruz" ifadesiyle sürdüren Ünsal, "Bütün Müslümanlar ve vicdan sahibi tüm hür insanlar; siyonist işgal rejimine, soykırımcı ortakları devletlere ve Gazze'deki vahşete finansal destek sağlayanlara karşı yaygın ve çok güçlü eylemler başlatmalıdır. Hâlihazırda bu eylemleri yapanları desteklediğimiz gibi, bundan sonra da haklı ve meşru eylemleri desteklemeye devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi.

"Bu topraklarda siyonist vahşete destek verme cüretinde bulunanlar bir an önce akıllarını başlarına devşirmelidir"

Diyarbakır'da gerçekleştirilen protesto gösterisine de değinen Ünsal, "Özellikle de geçtiğimiz hafta şehrimiz Diyarbakır'da yapılan protesto gösterilerini, gençlerin duyarlı davranışını bir kez daha desteklediğimizi ifade etmek isteriz. siyonizmin yereldeki yardakçıları, faaliyetlerine geçit verilmeyeceğini bilmelidir. Sahabe kanının akıtıldığı bu topraklar, siyonist yahudi uşaklarına ne mekân ne de mesken sağlayacaktır. Diyarbakır halkı, Müslüman Kürd milleti, siyonizme hizmet edenleri hiç ama hiç unutmayacaktır. Şeyh Said'in, Selahaddin-i Eyyubi el-Kurdi'nin evlatları elbette sorumluluklarını yerine getirecektir. Bu topraklarda siyonist vahşete destek verme cüretinde bulunanlar bir an önce akıllarını başlarına devşirmelidir." şeklinde konuştu.

"Diyarbakır'daki protesto gösterilerine dil uzatma cüreti gösterenler söylemlerini gözden geçirmelidir"

Ünsal, "Diyarbakır'daki protesto gösterilerine dil uzatma cüreti gösterenler de söylemlerini gözden geçirmelidir. Bu ikiyüzlü hadsizlerin 6-8 Ekim 2014'te nerede konumlandıklarını henüz unutmadık. Yasin Börü gibi civanların vahşice katledilmelerine sessiz kalanların, bugün gösterdikleri cüretin anlamını çok iyi biliyoruz. Halkımız, ne 2014'te yaşananları unuttu ne de sessiz kalarak o vahşeti benimseyenleri. Siyonizme aparat olanların sergilediği vandalizme sahip çıkanların, Diyarbakırlı gençlerin haklı eylemine karşı duruşunun nasıl bir anlam taşıdığını görüyoruz." diye kaydetti.

Protestolar tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de yaygınlaştırılmalıdır

2014 vahşetinde yağmalanan şehirleri görmeyen esnaf ve ticaret odalarının, siyonizmin kuyruğuna basan gençleri görmesinin şaşırtıcı olmadığını dile getiren Ünsal, kimin kiminle iş tuttuğunu, kimin kime hizmet ettiğini, kimin halkına karşı ihanet içerisinde olduğunu çok iyi bildiklerini sözlerine ekledi.

"siyonist haydutların işlediği cürümlere iştirak edenler bu yaklaşımlarının bedelini ödeyecektir"

siyonist rejim destekçisi firmalara karşı boykot eylemleri ve protestoların genişletilerek büyütülmesi gerektiğini belirten Ünsal, "Bu bağlamda bir kez daha vurgulamak isteriz. Starbucks, McDonald's ve Burger Kıng gibi siyonist rejim destekçisi firmalara karşı boykot eylemleri ve protestolar genişletilerek büyütülmelidir. Protestolar tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de yaygınlaştırılmalıdır. Bu eylemlerin siyonist düşmanı nasıl tedirgin ettiği, uşaklarının tepkisinden anlaşılmaktadır." dedi.

Gazze'deki siyonist barbarlığı durduracak en önemli eylemlerden biri hiç şüphesiz "boykot" süreci olduğuna vurgu yapan Ünsal, "siyonist terör rejimine direkt veya dolaylı destek sağlayan tüm küresel güçlere karşı başlatılan boykot eylemselliği güçlenerek ve yaygınlaştırılarak devam ettirilmelidir. siyonizmi besleyen tüm firmaların merkezleri, farklı ülkelerindeki şubeleri en güçlü şekilde kınanmalıdır. Kınanmakla kalmayıp faaliyetlerinin son bulması için etkin protesto gösterileri yapılmalı ve toplumları bilinçlendire çabaları ortaya konulmalıdır." ifadelerini kullandı.

Ünsal, "Şu bilinmelidir ki, soykırımcıları besleyen tüm uluslararası şirketler ve onların yereldeki şubeleri, Gazze'de insanlığın katledilmesine ortaktır. siyonist haydutların işlediği cürümlere iştirak edenler muhakkak ki bu yaklaşımlarının bedelini ödeyecektir. Ne dünya onlara kucak açacak ne de ölümden sonra onları günışığı bekleyecektir." diye belirtti. (İLKHA)

Kaynak: ilkha