Kamuda uygulanacak tasarruf tedbirleri paketinin açıklanmasının ardından. Açıklanan paket hakkında sendikalar olarak itirazlarını içeren maddeleri zaman içerisinde basın mensuplarıyla paylaşan Büro Memur-Sen, Tasarruf tedbirleri paketi, yargı eliyle kamu çalışanlarının cebinden alınan kazanımlar, söz verildiği halde hayata geçirilmeyen talepleri değerlendirmek ve eylem takviminin ikinci aşaması olan kitlesel basın açıklamasını gerçekleştirmek için toplandı.

Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı önünde gerçekleştirilen basın toplantısında, basın metnini okuyan Büro Memur-Sen Gaziantep Şube Başkanı Hanifi Borazan, "Kamu görevlisi arkadaşlarımızın karşı karşıya kaldıkları onlarca çözüm bekleyen problemlerden, çözümü kolay ve bunun için kamu idaresi tarafından sözleri verilmiş, gecikmesi kangrene neden olabilecek, acil çözüm bekleyen, kamu çalışanlarının tümünü ya da ekseriyetini etkileyen öncelikli başlıklarımızı açıklıyoruz." dedi.

Borazan, "1. dereceye gelmiş devlet memurlarına 3600 Ek gösterge verilmesi, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen Toplu Sözleşme İkramiyesinin yeniden verilmesi, Yardımcı Hizmetler Sınıfının kaldırılması, Fahiş Kira artışları ve yaşanılan hayat pahalılığı karşısında devlet memurlarına yapılacak Kira Yardımı, Fazla Çalışma ile Resmi tatil ve Bayram günlerinde yapılan çalışmaların karşılığının ödenmesi, Tasarruf tedbirleri kapsamında iptal edilecek olan servis hizmetinin devamının sağlanması, Şeklindedir." ifadelerini kullandı.

3600 ek gösterge konusuna değinen Borazan, "3600 ek gösterge konusu ilk defa 6. Dönem Toplu Sözleşmesi’nde karara bağlanan, ilk olarak 4 meslek grubuyla sınırlı tutulan ve 7. Dönem toplu sözleşmede "1. dereceye yükselmiş kamu görevlilerinin 3600 ek göstergeden yararlanması hususunda yetkili Konfederasyon olarak Memur-Sen’le ortak çalışma yapılması" şeklinde karara bağlanan ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından meydanlarda defaatle sözü verilen bir husustur." dedi.

 "Sinekten yağ çıkarılacaksa da bunun yeri ve kaynağı kamu görevlilerinin kazanılmış hakları olmamalıdır"

7. Dönem Toplu Sözleşmesinden 9 ay ve verilen sözlerden 1 Yıl geçmiş olmasına rağmen halen herhangi bir çalışma yapılmadığını belirten Borazan, "Toplu Sözleşme ikramiyesi, ilk toplu sözleşme yani 2012 Yılından itibaren var olan HAK’tır. Cumhuriyet Halk Partisi tarafından "%2 sınırlaması" sebebiyle AYM’ye başvurması neticesinde 2024 Mart ayında bir bütün olarak iptal edilmiştir. İptal sonrası Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının 'kamu görevlilerinin kazanılmış haklarını kimseye yedirmeyecekleri' beyanları neticesinde en kısa zamanda çözüme kavuşması beklentimizken, ilk torba yasada yer almadığını görmek derin bir hayal kırıklığına neden olmuştur. Toplu Sözleşme İkramiyesinin geri verilmemesi, karşılığı 2024 Bütçesinde yer alan 330 TL'nin sendika üyesi her bir kamu görevlisinin cebinden çıkması anlamına gelmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından AYM kararının bir fırsat olarak değerlendirilmesi Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devletin yöneticilerine hiç yakışmamıştır. Sinekten yağ çıkarılacaksa da bunun yeri ve kaynağı kamu görevlilerinin kazanılmış hakları olmamalıdır. Kamuda Yardımcı Hizmetler Sınıfında yaklaşık olarak 110 bin devlet memuru görev yapmaktadır. Bunların ekser çoğunluğu, bu hizmet sınıfındaki işlerden daha çok Genel İdare Hizmetleri ve Teknik Hizmetler Sınıfının görev alanına giren işlerde istihdam edilmektedir. 657 Sayılı Kanun'un ilk hazırlandığı yıllarda YHS personeli tarafından yapılan işler, halihazırda işçiler eliyle görülmektedir. Net olarak tanımlanmamış bu görevlerin farklı statü ve ücret gruplarında yer alan kişiler tarafından yapılması kaçınılmaz çatışmalara ve memnuniyetsizliğe neden olmaktadır. YHS günümüz gerçekleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak ortadan kaldırılmalı ve bu hizmet sınıfında görev yapan memurlar, eğitim durumları ve görev alanları esas alınarak GİH ya da THS’na geçirilmelidir." şeklinde konuştu. 

"Fahiş kira fiyatları özellikle büyükşehirler ve kıyı kentlerinde kamu görevlilerinin istihdam ve görevde tutulmasını zorlaştırmakta"

Fahiş kira fiyatlarına dikkat çeken Borazan, "Bir türlü durdurulamayan hayat pahalılığı, var olan enflasyonist ortam sonucunda oluşan fahiş kira fiyatları özellikle büyükşehirler ve kıyı kentlerinde kamu görevlilerinin istihdam ve görevde tutulmasını zorlaştırmakta, buralarda görev yapanlarında maaşlarının yarıdan fazlasının ev kirasına gitmesine neden olmaktadır.  Bu nedenle, öncelikle Büyükşehirlerde görev yapan kamu personeline Büyükşehir Tazminatı getirilmeli, müteakiben benzeri olumsuz ekonomik koşulların görüldüğü diğer illere de Devlet memuru aylık katsayısına bağlanarak Kira Tazminatı getirilmelidir." ifadelerini kullandı.

"...Bu çalışmalar karşılığı herhangi bir ilave ücret ya da izin verilmemektedir"

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda kamu görevlilerinin fazla çalışma saat ücreti 10 TL olarak belirlendiğini hatırlatan Borazan, "Toplu Sözleşme kazanımlarıyla bu tutar 50 TL ye çıkabilmektedir. En yüksek hali bile emeğin karşılığı olmaktan çok uzaktır. Sayın Cumhurbaşkanımıza sunumu yapılan son vergi reformunda yer alan ve Hazine ve Maliye Bakanlığının 'vergi toplayıcılar' için ön gördüğü 280 TL/saat fazla çalışma ücreti bu gerçeğin itirafı olması ve makul rakamın tespiti açısından kıymetlidir. Ayrıca, günün yirmi dört saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde vardiya usulüyle çalışan 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları, koruma ve güvenlik görevlisi vb. devlet memurlarının resmî tatil, idari izin ve bayram tatillerine denk gelen çalışmaları normal çalışma olarak kabul edilmekte, bu çalışmalar karşılığı herhangi bir ilave ücret ya da izin verilmemektedir. Kamu ya da özel sektörde bu işi yapan işçi statüsünde ki kişiler, çalışma mesailerine göre özellikle idari izin, resmî tatil ile dini bayram günlerinde yaptıkları çalışmalar karşılığı, 1, 2 hatta 3 kat zamlı mesai ücreti almakta, devlet memuru ve sözleşmeli olarak bu görevi ifa edenler ise, bu ve benzeri haklardan faydalanamamaktadır. Kamu görevlisi arkadaşlarımızın da bu zamanlarda yaptıkları çalışmalar için fazla çalışma olarak değerlendirilip farklı bir fazla çalışma ücreti ya da farklı bir ilave izin verilmek suretiyle çalışmalarının değerlendirilmesi gerekmektedir." dedi.

Bugün itibarıyla bu talepler için eylemlilik sürecini başlattıklarını belirten Borazan, "Hak, adalet ve demokrasi bilinciyle görevimiz; temsil ettiğimiz tüm kamu görevlilerinin haklı taleplerinin sesi olmak için çalmadık kapı bırakmamak ve yasaların tanımladığı görev, sorumluluk ve izinler çerçevesinde bugün itibarıyla bu taleplerimiz için eylemlilik sürecini başlatıyoruz. Daha önce de böyle bir süreci yaşadık; yollara, meydanlara indik ve mücadelemiz sonrası kazandık. Şimdi yeniden ülke genelinde bir eylem takvimini bugün itibarıyla başlatıyoruz." şeklinde konuştu.

1. aşama kapsamında, ülke genelinde çalışma ortamlarında kokart takma eylemi gerçekleştirdiklerini belirten Borazan, "Geçtiğimiz hafta Tüm Türkiye genelinde Büro Hizmet kolunda bulunan 51 kurum ve kuruluşta 350 bin kamu çalışanı ile omuz omuza bir hafta boyunca taleplerimizi içeren kokartları yakamızda taşıyacağımızı açıkladık ve bugüne kadar da taşıdık." dedi.

2 ve 3. aşamalarda kitlesel basın açıklamaları ve imza kampanyaları başlattıklarını belirten Borazan, "Bu hafta eylemimiz ise ülke genelinde, bütün şubelerimizce gerçekleştireceğimiz kitlesel basın açıklamalarımız ve taleplerimizi içeren imza kampanyasını başlatmaktır." ifadelerini kullandı.

4. aşamada yürüme eylemi başlatacaklarını dille getiren Borazan, "Belirlediğimiz tarihe kadar bu taleplerimizin gerçekleşmemesi halinde, yürüme eylemi gerçekleştireceğiz. 3600 Ek gösterge talebimizi, 3 milyon 600 bin adım atarak Bolu’dan Ankara’ya yürüyerek tekrar gündeme taşıyacağız.

Elimizden alınan kazanımlarımız geri verilinceye, taleplerimiz kazanıma dönüşene kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Okunan metninin ardından basın açılaması sona erdi. (İLKHA)                                                  

 

Kaynak: ilkha