Yüzüğe Nakşedilen Hikmetler

Yüzüğe Nakşedilen Hikmetler

Bize Hak’tan elçi olan Peygamberimiz, aynı zamanda bir devlet reisi olarak, sesinin ve nefesinin henüz ulaşmadığı beldelere de mektuplarla ulaşmak istedi. Mektup yazacağında, mükerrem ashâbı hatırlattılar:

“Yâ Rasûlâllah!.. Ümerâ, mühürsüz mektup okumaz!..”

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem gümüşten bir yüzük edindi ve üzerine şu ifadeleri nakşettirdi:

Üç satır hâlinde: Muhammedün Rasûl Allah... (Buharî, Libâs 52; Müslim, Libâs 56)

En üstte, Allah, ortada Rasûl, ism-i şerîf en altta. Tevâzu hâlinde.

Peygamber Efendimiz bu yüzüğü hem takmış hem de yazışmalarda mühür olarak kullanmıştır. Daha sonra halifeler tarafından sürdürülen bu gelenek, zamanla çeşitli görevlerde bulunan idarecilere de şamil olmuştur.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemden sonra Raşid Halîfeler de yüzük edindiler. Ama onlar yüzüklerine kendi ünvanlarını değil, hikmetli ibareler yazdırdılar:

Hazret-i Ebûbekir radıyallâhu anh’ın yüzüğünde yazılı hakikat:

“Ni’me’l-kadiru Allah!..”

“Allah ne güzel kudret sahibidir!..”

Bir halifenin ne güzel, hiçlik şuuru...

Hak ve bâtılın ayırt edicisi, fitnenin önleyici kapısı Hazret-i Ömer ise ölümü aklından hiç çıkarmamak için yüzüğünün kaşına,

“Kefâ bi’l-mevti vâizan yâ Ömer!..”

“Ey Ömer! Vâiz olarak sana ölüm yeter!” ibaresini yazdırmıştı.

Nitekim Hazret-i Ömer’in, kendisine ölümü hatırlatmak üzere bir şahsı vazifelendirdiği, sakallarındaki aklar çoğalınca, onu bu vazifeden âzâd ettiği bildirilir. Çünkü artık sakalındaki beyazlık ona ölümü hatırlatmaktadır.

Ey mühür sahipleri!.. Öleceksiniz... Allah’a hesap vereceksiniz...

Çifte nûrun sahibi Hazret-i Osman’ın yüzük kaşında;

“Letasbiranne ev letendemenne...”

“Ya sabredersin, ya pişman olursun!” yazılı imiş.

Bir başka rivâyette;

“Âmentü billezî halaka fesevvâ”

“Yaratan ve en güzel şekle koyan (Allâh’a) îman ettim!” yazılı olduğu bildiriliyor.

İlmin Kapısı Hazret-i Ali, yüzüğüne bir rivâyete göre;

“El-Mülkü lillâh!”

“Mülk, saltanat, hüküm Allâh’ındır!” yazdırmış. Mü’minlerin Emîri, kendisine taraftar (şîa) olduğunu iddia eden sonraki yanlış yol yolcularına ikaz ediyor âdeta...

Başka bir rivayette yahut başka bir yüzüğünde ise üç satır hâlinde;

“Mâşâallah, lâ kuvvete illâ billâh, estağfirullah” yazılı imiş.

Nasihat Veren Yüzükler

Dört mezhebin imamının ve talebelerinin de yüzük taşlarına neler yazdırdıkları ulaşmış bizlere:

İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin yüzüğünde;

Kuli’l-hayra ve illâ fesküt!..

“Sadece hayrı konuş, bunun dışında sus!” ikazı yazılı imiş.

Talebeleri Ebû Yûsuf’un yüzüğünde;

“Men amile bi-re’yihî fekad nedime”

“Kim (ilâhî hükümleri bırakır da) kendi görüşüyle amel ederse, elbette pişman olur!” yazılı imiş. İlk Kâdı’l-Kuzât’ın şuuru muhteşem!..

İmâm Muhammed eş-Şeybânî’nin yüzüğünde, tanıdık bir söz:

“Men sabera zafera!..”

“Sabreden zafere ulaşır!”

İmâm-ı Şâfiî, yüzüğünün kaşına, “Allah, Muhammed b. İdrîs’in güvencesidir!” yazdırmış. Buna benzer ifadeleri birçok Emevî ve Abbâsî halifesi de yüzüklerine yazdırmışlar.

Bir başka rivâyet yahut yüzüğünde;

“el-Bereketü fil-kanâ’ati”

“Bereket, kanaat etmektedir.” yazdığı aktarlıyor.

Asıl adı Muhammed olan İmâm Zührî’nin yüzüğünün taşında;

“Muhammed yes’elullâhe’l-âfiyeh”

“Muhammed, Allah’tan âfiyet diler.” yazılıymış.

Kimileri ince hakikatler nakşetmişler yüzüklerine...

Secdede gözüne görünsün ister gibi şöyle yazdırmış biri:

“Vaz’u’l-haddi li’l-Hakkı izzun!”

“Yanağını Hak için yere koymak izzettir!”

Başka yazılardan misaller:

“ed-Dünyâ ğarûrun...” “Dünya aldatıcıdır.”

“Fahrî, bi-ennî lehû abdun”  “O’na kul olmak benim iftiharımdır.”

“Hıfzu’l-uhûd, min ahlâkı’l-Mâ’bûd.” “Verilen sözleri tutmak, Allah’ın ahlâkındandır.”

“Alimte fa’mel!” “Öğrendin uygula! Bildin amel et!”

“Selillâhe yu’tîke.” “Allah’tan iste! O verir sana.”

“Min me’menihî yü’te’l-hazir” “Sakınan kişi, güvendiği yerden avlanır.”

“Dünyası en büyük dâvâsı olan,  O kimsedir çürük ipe tutunan...”

Kısa ve derin ifadeler:

“Billâh!..” “Bismillâh!” “Hasbiyallâh!” “el-İzzetü lillâh!”

Tabiî aklımıza işin fıkhî tarafları gelebilir. Allah Teâlâ’nın herhangi bir isminin yazılı olduğu bir yüzükle tuvalete girmek uygun olmayacaktır.

Enes b. Malik radıyallahu anh demiştir ki: “Resulüllah sallallahu aleyhi vesellem helâya gireceğinde yüzüğünü çıkarırdı.” (Tirmizî, Libâs 18; Ebû Dâvûd, Tahâre 10)

Ebû Râfi radıyallahu anh ise Resulullah’ın abdest alırken –suyun alta nüfuz etmesi için– yüzüğünü hareket ettirdiğini nakleder. (İbn Mâce, Tahâre 54).

Aynı şekilde Hz. Ali ve Abdullah b. Ömer başta olmak üzere sahabe ve tabiînden birçok şahsın abdest alırlarken yüzüklerini hareket ettirdikleri kaydedilir. (Buharî, Vudû 29; İbn Ebî Şeybe, Musannef, I, 44 vd.)

Yüzük kaşına duâ vb. yazıları yazdırmayı mekruh görenler olduğu gibi, yukarıdaki misallerden dolayı bunda bir beis yok diyenler de çok.

Bizim medeniyetimiz hikmet ve nasihat medeniyetidir. Vakıf eserlerin kitabelerinden mezar taşlarına, askerlerin kılıçlarından esnafın kullandığı araç gereçlere kadar hemen her yerde hikmetli sözler, nasihatler yazılırdı. Bu sözler insana, dünyaya dalıp gitmemesi için unutmaması gereken hakikatleri hatırlatırdı.

Şununla bitirmek ibretli olacak:

Bir imparator, nakkaşa demiş ki:

YORUM EKLE