MÜSLÜMANIN OLMAZSA OLMAZI...

Tövbe, Allah-u Zülcelal’in kullarına açmış olduğu çok büyük bir merhamet kapısıdır. İnsanın pişmanlık duyarak samimi bir şekilde yaptığı tövbe kendisi için kurtuluş kapısının anahtarıdır.

Allah-u Zülcelal’e yönelmek için tövbe etmek,  Allah’a giden yolun başlangıcı, Allah’u Zülcelal’e ulaşmak isteyenlerin sermayesidir. Bu yola ilk başvuran babamız Adem Aleyhisselam’dır. İnsanoğlunun önünde iki tane yol vardır. Ya günah işledikten sonra tövbe edip Adem Aleyhisselam’a benzeyecek ya da günah da ısrar ederek şeytana benzeyecektir.

 Günahın azabından kurtulmanın yolu tövbedir. Tövbe etmek vacip olup ayet ve hadislerle apaçık belirtilmiştir.

 Allah’u Zülcelal Nur suresi 31. ayeti kerimede:” Ey müminler hep birden Allah’a tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.”

Tahrim suresi 8. Ayeti kerimede ise:”Ey iman  edenler samimi bir tövbeyle Allah’a dönün.”

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem diyor ki:

“Kulunun tövbesi ile Allah’ın hoşnut olması ve ferahlanması, kişinin yiyecek ve içeceği devesi üzerinde olduğu halde, ıssız bir çölde giderken onu elinden kaçırması ve bulmaktan umudunu kesip üzüntülü bir şekilde bir ağacın altına gelerek yan üstü yatarken, işte tam bu esnada devesini yanıbaşında görmesi üzerine hayvanın yularından yapışarak ve aşırı sevincinden şaşırarak duyduğu sevgiden daha fazladır.”

Diğer bir Hadis-i Şerif’te de:” Ey insanlar! Allah’a tövbe edin ve O’ndan bağışlama dileyin. Doğrusu ben günde 100 defa tövbe ediyorum. İnsan tövbe etmekle Allah-u Zülcelal’i hoşnut ettiği gibi en büyük düşmanı olan şeytanın da belini kırmaktadır.Rivayet edildiğine göre şeytan demiştir ki :” Ben günah yaptırmak suretiyle ademoğlunu helak ettim. Onlar da  günahlarından tövbe ederek beni helak etti.”

Buradan anlaşıldığı gibi kişi tövbe ederek şeytanın yanından ayrılıp, Rabbine dönerek hem düşmanını kahretmiş olur, hem de Allah’u Zülcelal’i hoşnut etmiş olur.

İşte, tövbe insan için böyle kıymetli ve kurtarıcı bir ameldir. Bu kıymetli olan ameli terkedip: “Ben ne yaptım ki tövbe edeyim?!” demek çok yanlıştır. Peygamberimiz Sallallahüaleyhivesellem günahtan masum olduğu halde günde 100 defa bir rivayete göre 70 defa tövbe ediyordu. Hâşâ biz ondan daha mı iyi bir haldeyiz ki, tövbe etmeyelim. Onun için kendimizi bu kıymetli amelden mahrum etmemiz ve şeytanı kahredip Allah’u Zülcelal’i hoşnut etmemiz lazımdır.

Geçmişte yapılan günahtan pişmanlık duymak ve üzülmek farzdır. Pişmanlık tövbenin aslı ve özüdür. Tövbe de acele etmek şarttır. Allah-u Zülcelal Hucurat suresi, 11 ayeti kerime de diyor ki:”Kim tövbe etmezse, onlar zalimlerin ta kendileridir.” İnsan ne zaman öleceğini bilmediği ve kendisini de günahlardan muhafaza edemediği için daima tövbe hali üzere bulunmaya gayret etmeli, her ne amel yaparsa yapsın dilinden tövbeyi düşürmemelidir.

Bir kimse günahların kendisine zarar vermesini istemiyorsa daima şu şekilde dua etmelidir.

“Ya Rabbi! Kullarını tekrar dirilttiğin kıyamet gününde senin azabından yine sana sığınırım. Günahlara karşılık hemen vereceğin cezalardan, bela ve musibetlerden de yine sana sığınırım. Sen muhakkak ki, dilediğine karşı hesabını acele olarak gören, aynı zamanda bağışlayıcı ve merhameti sonsuz olansın.Ya Rabbi ben kendi nefsime çok zulmettim.Beni bağışla senden başka günahları bağışlayacak kimse yoktur.Sen zulümden uzaksın.” diye aynı bir dilenci gibi rabbimize münacatta bulunmamız gerekir.

Allah Zülcelal Al-i İmran suresi 135. Ayeti  kerime de bağışlanma dileyenleri şöyle övmektedir: “Onlar bir kötülük yaptıkları zaman ya da nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını isterler. Yaptıkları kötülükte bile bile ısrar etmezler.”

Bu sebeple insan tövbe etmekte acele etmelidir. Çünkü ölüm insana çok yakındır.Zaten insanın günaha düşmesinin asıl sebebi ölümden gafil kalmasıdır. Bu yüzden Hazreti Peygamber Sallallahüaleyhivesellem bir Hadis-i Şeriflerinde buyurmuştur ki: ” Ölüm gelmeden önce tövbede acele edin.”  Tövbe etmediğimiz takdirde günahların kirinden temizlenmemiz ve kendimizi düzlüğe çıkarmamız mümkün değildir. Mümin olan kişi kendisini ancak tövbenin kurtaracağını bilmeli tövbe ettiği zaman sevinç ve ferahlık duymalıdır. Allah-u Zülcelal’in her an durumuna vakıf olduğunu unutmamalı ve günahlardan uzak durmalıdır.

Lokman hekim oğluna şu şekilde nasihatte bulunmuştur:

“Ey oğul, tövbeyi sonraya bırakma! Ölüm hiç ummadığın bir anda gelir.”

İlerde başka bir zaman tövbe ederim diyen kimse iki tehlike arasında kalmış olur, ya Günah işleye işleye kalbi kararır, bu alışkanlık haline gelir ve bir daha temizlenmeyecek bir durum alır ya da aniden hastalığın ve ölümün gelmesidir. Öyle olur ki kalbini temizlemeye ne fırsat ne de vakit bulabilir. Bu sebeple şöyle denilmiştir: “Cehennem ehlinin azabının çoğu tövbeyi sonraya bırakmalarındandır.”

Allah-u Zülcelal’in: “Birinize ölüm gelip de: ‘Rabbim beni yakın bir  süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!’ demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan Allah için harcayın.” Ayetinde geçen yakın süre hakkında şöyle denmiştir: “Kul gözünden perde kalkıp ahiret ahvalini görünce, ölüm meleğine: “Ölümü bir gün olsun tehir et de bugün  Rabbime kulluk edeyim, günahlarıma yanayım ve salih amel işleyeyim.” der. Ölüm meleği de kendisine “Bütün günlerini tükettin artık sana mühlet yok.” Der. Kul bir saat olsun mühlet ver.” der. Ölüm meleği de: “Bütün saatlerini harcadın artık sana bir saat olsun mühlet yok.” der.” Ruh boğaza ulaşır, gırtlağa gelince tövbe kapısı da kapanır.

Rabbim bizleri ölmeden ölenlerden, ölmeden ölümün hakikatini anlayan kullarından yapsın inşallah. İnsan tüm bu anlatılanlardan ibret almalı ve ne yaptığını sorgulayıp hatalarını telafi edip kendisine yeni bir sayfa açmalıdır. Çünkü Allah-u Zülcelal tövbeleri kabul edendir.

Allah-u Zülcelal hepimize razı olacağı şekilde ameli salih yapmayı ve razı olacağı şekilde dini mümine hizmet etmeyi nasip etsin.

Allah-u Zülcelal’e emanet olun

Esselamualeykum.

Ömer Faruk TÜRK

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sefa akkaya
Sefa akkaya - 9 ay Önce

On numara olmuş