banner54

Şanlıurfa'nın dar sokakları 12 bin yıllık tarihe tanıklık ediyor

12 bin yıllık geçmişi ile birçok medeniyete beşiklik yapan kadim şehir Şanlıurfa'nın dar sokakları, içinde bulundurduğu yapılarıyla tarih kokuyor.

banner94
Şanlıurfa'nın dar sokakları 12 bin yıllık tarihe tanıklık ediyor
banner112

12 bin yıllık geçmişi ile birçok medeniyete beşiklik yapan kadim şehir Şanlıurfa'nın dar sokakları, içinde bulundurduğu cami, kilise, tekke, zaviye, kobaltı, çeşme, taş evler ve benzeri yapılarıyla tarihe tanıklık ediyor.

Yeryüzünde kurulan 7 yerleşim merkezinin ilki olarak kabul edilen ve birçok çok Peygambere ev sahipliği yaptığı için "Peygamberler Şehri" olarak bilinen Şanlıurfa'nın özellikle Bey Kapısı, Türk Meydanı, Kurtuluş ve Pınarbaşı Mahallelerindeki dar sokaklar görenlerin ilgisini çekiyor.

Tarihi cami ile kilisenin yan yana bulunduğu şehir, tarihte din, dil ve ırk ayrımı olmadan Müslümanlarla gayrimüslimlerin barış içinde yaşadığı gerçeğini günümüze taşıyor.

Ünlü Tarihçi Ebul Faraç'a göre, Hazreti Âdem, Hazreti İbrahim, Hazreti Eyüp, Hazreti Şuayp ve Hazreti Elyasa gibi birçok Peygamber bu bölgede yaşadı.

Şehrin çeşitli bölgesinden 78 kültür varlığı, UNESCO Dünya Kültür Miras Geçici Listesinde yer alıyor.

Şanlıurfa'nın tarihi ve kültürü ile ilgili derin araştırmalarda bulunan Bekir Urfalı, Şanlıurfa'nın tarih kokan dar sokakları hakkında konuştu.

"Dar sokaklar Şanlıurfa'nın köklü geçmişini yansıtıyor"

Dar sokaklarının Şanlıurfa'nın köklü geçmişini yansıttığını söyleyen Urfalı, "Şanlıurfa, Göbekli Tepe'nin bulunmasıyla dünya tarihine adını yeniden yazdıran bir şehir olmuştur. Şanlıurfa'nın 12 bin yıllık resmi bir tarihi olmuş oldu. Resmi olmayan tarihi ise bizim inancımıza göre, Hazreti Âdem'e kadar uzanan tarihidir. Hazreti Âdem'in, Şanlıurfa'da ilk buğdayı ektiğini biliyoruz, öyle inanıyoruz. Bugüne kadar Farslar, Romalılar, Ermeniler, Hristiyanlar, Osmanlılar gibi birçok medeniyetin yaşadığı bir yerdir. Şanlıurfa'nın sokakları da bu kültürü yansıtmaktadır." dedi.

"Duvarların yüksek olmasının sebebi mahrem"

Şanlıurfa'nın sıcak iklimi ve yaşam biçiminin sokak mimarisini belirlediğine vurgu yapan Urfalı, "Rivayetlere göre sokakların dar olmasının sebeplerinden biri sıcaklardan korunmak… Duvarların yüksek olmasının sebebi avlulu evler için gölgelik oluşturmaktır. Hem güneşten korunmak için de yapılmıştır. Bu sokakların dar olmasının bir diğer sebebi ise savaşların olduğu yıllarda, düşmanla daha kolay mücadele edebilmek amacıyla o zamanın imkânlarına göre yapılmıştır. Ayrıca duvarların yüksek olmasının sebeplerinden biri de avlulu evlerden dışarıya sesin gitmemesi… Yani mahrem içindir." ifadelerini kullandı.

"Sokağı genişletmek amacıyla tarihi yok etme çabaları var"

Günümüzde dar sokakların hayatı zorlaştırabileceğine değinen Şanlıurfalı, sokağı genişletme amacıyla tarihi yok etme çabaları var olduğunu dile getirdi.

Urfalı, "Bugünkü şartlarda sokakların dar olmasının sıkıntılar vardır. Arabalar, ambulanslar zor geçiyor. Ama Şanlıurfa’nın kuruluşundaki dönemi düşününce o zaman ki en büyük araç deveydi. Develer, rahatlıkla bu sokaklardan geçebilirdi. Daha önce ev taşımaları, at arabaları yapılırdı ve sorun olmuyordu. Günümüzde ise sıkıntılar oluyor. Bunu bahane ederek sokağı genişletmek amacıyla tarihi yok etme çabaları var. Biz istiyoruz ki,  bunu yapmasınlar ve eski Şanlıurfa'yı olduğu gibi bıraksalar! Yeni bir Şanlıurfa kursalar dahi bu güzelliğini koruyabilsin." şeklinde konuştu.

"Osmanlı, Selçuklu ve Roma döneminden kalan eserler var"

Şanlıurfa sokaklarındaki mimari güzelliklerin birçok kültürün harmanlanmasından oluştuğuna işaret eden Urfalı, sözlerine şöyle devam etti:

"Şanlıurfa mozaik bir yerdir. Ermenilerin, Hristiyanların ve Yahudilerin yaşadıkları bir yerdir. Evlerin kapılarında çeşitli işaretler vardır. Türklerin yaşadıkları evlerde ay yıldız vardır. Hristiyanların kapılarında ise haç işareti vardır. Mesela hacca gidenlerin kapılarında hacca gittiklerine dair işaretler vardır. Bunlar yaşayan kişilerin inançları ile ilgili sembollerdir. Şanlıurfa'daki sokaklar ve evler birçok medeniyetin kalıntılarıdır. Osmanlı, Selçuklu ve Roma döneminden kalan eserler vardır. Şanlıurfa sokaklarındaki bu eserler birçok kültürün birlikte harmanlanmasından oluşan güzelliklerdir. Mesele evlerde kullanılan taşlar, bölgemize çevredeki mağaralardan ve taş ocaklarından gelen taşlardır. Bunlar işlenmeden önce çok yumuşak taşlardır. Zaman içerisinde sertleşerek bugünkü halini almaktadırlar. İşlemesi ve yapılması kolay olan taşlardır. Bu taşlar doğal olduğu için kışın sıcak, yazın serin tutan, nefes alan taşlardır. Sokaklarda döşenen taşlar ise kara taştır. Betonların olmadığı dönemlerde sokakların dokusuna ve şehrin güzelliğine dokunmadan yapılan volkanik taşlardır. İşlenerek sokaklarımızda kullanılmıştır. Dar sokaklarda bulunan kobaltılar var. Kışın;  yolcuların yağmurdan ve çamurdan korunması, yazında; sıcaktan korunması için yapılmıştır. Aynı zamanda sağda ve solda bulunan evlere destek amaçlı, üstününde kullanılacağı şekilde çok amaçlı olarak düşünülmüş yapılardır."

"58 Meydanı'nda cami, kilise, tekke ve zaviye yan yana"

Kurtuluş Mahallesi 58 Meydanı'nın dinlerin kardeşçe yaşadığının bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Urfalı, son olarak şunları kaydetti:

"58 Meydanı, kilise, cami, tekke ve zaviyelerin bulunduğu bir yerdir. Bu da dinlerin burada kardeşçe, yan yana, sırt sırta yaşadıkları bir şehir olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla dinlerin bir arada olmasından kaynaklanan çok zengin bir kültüre sahibiz. Ne yazık ki,  geldiğimiz noktada bunlar çok hor kullanıldı. Bunların birçoğu yıkıldı ve bunları kaybettik. İşte briket ve betona geçildi. Yeni yeni el attılar buraya temennimiz odur ki, inşallah eskisi gibi düzelir."



 

YORUM EKLE
banner61
SIRADAKİ HABER