banner57

Yusuf ile Sümeyye Merhameti Öğreniyor

banner94
Yusuf ile Sümeyye Merhameti Öğreniyor
banner112

- Yusuf! Oğlum, neredeyse akşam oluyor. Haydi git, fırından ekmek al. 

Annesinin sesini duyan Yusuf, masanın başından kalktı. Annesinin eline verdiği parayla yola çıktı. Apartmanın kapısından yeni çıkmıştı ki, ne görsün; iki küçük yavru kedi! 

- Ne kadar küçükler. Anneleri nerede acaba? Dedi, kendi kendine. 

Etrafa bakındı ama göremedi. Zavallı yavrular miyavlayıp duruyorlardı. Acıkmışlardı sanki. Belki de anneleri onlara yiyecek getirmeye gitmişti. 

Yusuf, 

- Belki de anneleri birazdan gelir, diye düşündü. Gidip bir an önce ekmek alması gerekiyordu. Yoluna devam etti. Ama dönüşte baktı ki, yine yavrular miyavlayıp duruyordu. 

- Anlaşılan anneleri gelmemiş. Belki de başına bir şey geldi. Peki bu yavrular ne yapacak? 

Onları bırakıp gitmeye bir türlü gönlü razı olmuyordu. Sonunda eve gidip onlar için biraz süt getirmeye karar verdi. 

Annesi kapıyı açar açmaz heyecanla anlatmaya başladı:

- Anneciğim, kapının önünde iki yavru kedi var. Anneleri bırakıp gitmiş galiba zavallılar miyavlayıp duruyor. Onlara süt verelim mi? 

Annesi,

- Dur, sakin ol. Nefes nefese kalmışsın. Tamam tamam süt getireyim ben, dedi. 

Yusuf’un kardeşi Sümeyye onların konuşmalarını duymuştu. Yavru kedileri çok severdi. 

- Ben de seninle gelebilir miyim ağabey, dedi. 

Yusuf;

- Gel bakalım! Deyince birlikte merdivenlerden aşağı indiler. Annelerinin küçük bir kaseye doldurduğu sütü yere koydular. Yavru kedileri alıp kasenin yanına yaklaştırdılar. Ama ne yazık ki yavrular sütü kap içinden içmeyi bilmiyordu. 

Ne yapacaklarını düşündüler. Sümeyye yavru kedileri çok seviyordu. Minik elleriyle onları okşamaya başladı. Kedicik de ona sokulmuştu. Yusuf güldü: 

- Seni annesi sanıyor galiba, dedi. 

O sırada minik kedicik Sümeyye’nin parmağını yalamaya çalıştı. Sümeyye gıdıklanmıştı. 

- Ay, elimi gıdıklıyor. Çok tatlı bir şey bu ya… dedi. 

O zaman Yusuf’un aklına bir fikir geldi. Parmağını süte bandırdı ve kedinin ağzına götürdü. Kedi onun da parmağını yalamıştı. Elbette bu arada sütün de tadını almıştı. Yusuf Sümeyye’ye: 

- Gördün mü, bak bu şekilde sütü ona içirebiliriz, dedi. Sümeyye:

- Haklısın ağabey, dedi. Kendisi de parmağını süte bandırıp kedicikleri beslemeye başladı. 

Bu sırada babaları işten gelmişti. Onları görünce yanlarına geldi. Sümeyye: 

- Babacığım, bak, ne kadar tatlılar, öyle değil mi? Dedi. Babaları ise:

- Anneler nerede? Diye sordu. 

Yusuf:

- Anneleri bırakıp gitmiş galiba. Zavallılar açlıktan miyavlıyor. Biz de onları beslemeye çalışıyoruz, dedi. Babaları:

- Aferin size. Hayvanlara iyilik yapmanız çok güzel bir davranış. Böyle zavallılara merhamet edene Allah merhamet eder, dedi. Yusuf ile Sümeyye çok sevindiler:

- O zaman Allah bize merhamet edecek değil mi? Diye sordular. 

Babaları,

- Elbette. Allah bütün yarattıklarına merhamet eder zaten. Ama dünyada başkalarına merhamet edenlere ahirette özel olarak merhamet edecek. Sevaplar verecek, cennete koyacak, deyince çok daha fazla sevindiler. Sümeyye; 

- Ne kadar güzel. Peki onları eve götürebilir miyiz? Diye sordu. Babaları;

- Ama onları götürürseniz anneleri geldiğinde bulamayacak. O zaman da çok üzülecek. Bence onlara bir yuva yapalım. Annelerinin gelmesi için biraz daha fırsat verelim. 

Yusuf ile babası, marketten bir boş koli alıp bahçenin köşesine küçük bir yuva yaptılar. O sırada uzaktan bir kedi yaklaştı. Yavruları kucağında tutan Sümeyye’nin yanına sokuldu. Sümeyye, 

- Babacığım, galiba anneleri geldi, diye babasına seslendi. Çünkü bu kedinin rengi yavrulara çok benziyordu.

Sonra yavru kedileri götürüp, kutudan yaptıkları yuvanın içine koydu. Anne kedi de onu takip edip, yavrularının yanına geldi. Kutunun içine uzanıp yavrularını emzirmeye başladı. Yavrular annelerini emince rahatladılar. Babaları:

- Haydi onları rahat bırakalım, dedi. 

Yüreklerinde iyilik yapmanın mutluluğuyla eve döndüler.

Nursima Ka Nursima Kahraman

YORUM EKLE
banner62
SIRADAKİ HABER