banner58

Hutbeyi Dikkatli Dinlemek

Hutbe okumak için minbere çıkmış olan din görevlisinin konuşmasını, müslümanların büyük bir dikkatle dinlemesi tavsiye edilmiştir. Peygamber (s.a.v) Hazretleri bir hadis-i şerifinde diyor ki: ‘’Kim cuma günü imam hutbe okurken, arkadaşına ‘Dinle!’ derse, o da boş konuşmuş olur. Kim de boş konuşursa, cumasından hiçbir sevap alamamış olur.’’ (Ebu Davud, Sünen; 245) Müslüman cuma namazına camiye gidecek ama, lağv ile meşgul olmayacak. Lağv etmek demek, lüzumsuz, faydasız bir şeylerle meşgul olmak.

banner100
Hutbeyi Dikkatli Dinlemek
banner112

Cumada, cuma namazının kılınmasından önce, yarım saat kadar devam eden bir hutbe var. Din görevlisi minber dediğimiz yere çıkıyor. Bütün camide toplanmış olan o muazzam kalabalığa, bir konuşma irad ediyor. Herkesin bunu dinlemesi gerekiyor.

Tabii, düşünün; her cuma günü bir konferans demektir bu modern anlayışla... Her cuma günü bir konferans dinleyerek, dininin inceliklerini veyahut o anda, o günde, o ayda, o bölgede, o şehirde, o mahallede onların yapması gereken görevleri hatırlatan, dînî hayatlarını tanzim eden bir konuşma, konferans dinliyor. Düşünün böyle bir sosyal düzen, böyle bir sosyal bir tedbir, böyle bir eğitim çalışması, insanların, toplumun nasıl intizama girmesine sebep olur.

Hutbe okumak için minbere çıkmış olan din görevlisinin konuşmasını, müslümanların büyük bir dikkatle dinlemesi tavsiye edilmiştir. Peygamber (s.a.v) Hazretleri bir hadis-i şerifinde diyor ki:

‘’Kim cuma günü imam hutbe okurken, arkadaşına ‘Dinle!’ derse, o da boş konuşmuş olur. Kim de boş konuşursa, cumasından hiçbir sevap alamamış olur.’’ (Ebu Davud, Sünen; 245)

Müslüman cuma namazına camiye gidecek ama, lağv ile meşgul olmayacak. Lağv etmek demek, lüzumsuz, faydasız bir şeylerle meşgul olmak.  Eskiden camilerde halı yoktu. Meselâ, Efendimiz’in cuma namazını emrettiği zamanda, belki caminin zemini, oturulan yer kumluktu veya küçük taşlar vardı:

‘’Kim taşlara dokunursa, onlarla meşgul olursa, lağvetmiş olur.’’ (Müslim, Sahih; 587)

“Bu taşları eliyle sürtmek, bunlarla meşgul olmak, ileriye geriye itmek; veya dizine yapışmıştır, eline yapışmıştır, onları silkelemek, onlarla meşgul olmak da lağvdır.” diye, buna benzer hareketlerin örneği olsun diye, Peygamber Efendimiz bildiriyor.  Böyle bir hareket dahi olursa, cumanın sevabı kaçacaktır.

Peygamber Efendimiz bizden ne istiyor?.. Cuma namazına gitmemizi istiyor. En güzel şekilde giyinerek, kokular sürünerek, temizlenerek gitmemizi istiyor ve pür dikkat cuma hutbesini okuyan din görevlisinin sözlerini dinlememizi istiyor. Elimizi toprağa bile, çakıllara bile sürtmemizi istemiyor. Hatta yanımızdaki birisi, birisiyle konuşsa da, biz, “Konuşmayın, susun! Bakın işte cuma hutbesi okunuyor, konuşmak günahtır!” desek, biz bile bu lağv denilen işi yapmış oluyoruz, sevap kaçmış oluyor.  Bu hususta, başka bir rivayette:

“Cuma günü, imam hutbe okurken arkadaşına, ‘Dinle!’ dersen, sen de boş konuşmuş olursun.”  (Buhari, Sahih; 316) buyruluyor.

Demek ki, kimse kimse ile meşgul olmayacak, başka bir iş yapmayacak, konsantre olarak pür dikkat konuşmacıyı dinleyecek.  Düşünün, böyle bir disiplin içinde din görevlisi Allah’ın emirlerini, Peygamber Efendimiz’in tavsiyelerini cemaate anlatıyor. Cemaat de, çıt çıkartmadan dinliyor.

Bu anlatım, bana bir sahneyi hatırlattı. Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in zamanını hatırlattı. Peygamber (s.a.v) Efendimiz konuştuğu zaman, sahabe-i kirâm (Rıdvânu’llàhi teàlâ aleyhim ecmaîn) Peygamber Efendimiz’i nasıl dinlermiş?..  Peygamber Efendimiz’in asr-ı saadetinde müslüman olmuş, onu tanımış, onun çevresinde olan etrafındaki müslümanlara sahabe diyoruz. Sahabe-i kiram Peygamber (s.a.v) Efendimiz’i nasıl dinlermiş?.. Tasvir, anlatım, ta’rif şöyle: “—Sanki başlarının üzerine ürkek bir kuş konmuş gibi... Sanki kıpırdandıkları zaman, bu kuş ürküp kaçacakmış gibi... O kuş kaçmasın diye, hiç kıpırdamadan, nefesini bile dikkatle alıp vererek, Peygamber Efendimiz’i öyle dinlerlerdi.”

Bakıyorum, bir sahabî, yâni Peygamber Efendimiz’in ashabından bir mübarek kişi, Peygamber Efendimiz’in hadis-i şeriflerini bize naklediyor. Başka bir kimse de bir başka hadis-i şerif naklediyor. Daha başka bir kimse de... Bakıyoruz, kelimeleri dahi aynı. Rivâyetler sapasağlam birbirleriyle uygun, tetâbuk ediyor. Birbirlerinden farkı olmuyor.

Neden?.. Çünkü Peygamber (s.a.v) Efendimiz konuşurken tane tane konuşurdu. Ağzından sözler inci gibi dökülürdü, bütün sözleri anlaşılırdı. Son derece fesâhatli konuşurdu Peygamber Efendimiz. Fesahatli, yâni doğru konuşurdu, güzel konuşurdu. Telâffuzu da çok güzeldi. Peygamber (s.a.v) Efendimiz Arab’ın efsahı idi, yâni en fesâhatli konuşan, en güzel, en beliğ konuşan kişisiydi. Sözleri anlaşılırdı.  Üstelik Peygamber Efendimiz, sözlerinin hatırda kalması için bazen, eğer önemli ise, üç defa aynı sözü tekrar ederdi.  Böylece dinleyen kimse de, başının üstünde sanki bir kuş konmuş, “Aman ürkmesin, kaçmasın!” diye, hiç kıpırdamadan durup dinliyor gibi, konsantre olmuş bir şekilde dinlediği için, bakıyoruz sahabe-i kiram Peygamber Efendimiz’in bir çok hadis-i şerifini kelimesi kelimesine, —bizim tabirlerimizle— noktasıyla, virgülüyle bize nakletmiş. Neden?.. Konsantre olarak dinlediği için.  İşte aynı konsantrasyonu, yâni bütün dikkatini toplayarak dinlemeyi, Peygamber (s.a.v) Efendimiz bu cuma günü hutbesini dinlemede de bize tavsiye ediyor.

Tabii, günümüzdeki cuma namazlarında, şöyle göz ucuyla, yine tabii konsantrasyonumuzu bozmadan, etrafa bakacak olursanız, bazı üzücü veya komik durumlarla da karşılaşabiliyorsunuz. Meselâ, cuma namazında hatip minberdeyken, hutbe okurken uyuyor dinleyen şahıs... Hatta horladığı için, uyansın diye yanındaki dirseğiyle onu dürtmek zorunda kalıyor. Bu nedendir?..  Peygamber Efendimiz bunu da bildiriyor:

“Cumada, cuma hutbesi sırasında uyumak veya uyuklamak şeytandandır. Sizden birisi uyuklarsa, oturuşunu, yerini değiştirsin!” (İbn-i Ebi Şeybe, Musannef; 5295)

Demek ki, uyumamaya da dikkat edecek. Eğer çok rahat oturmaktan dolayı kendisine bir rehâvet geliyorsa, o halde daha dikkatli bir şekilde otursun. Yâni, diz çökerek, çok rahat olmayan bir şekilde otursun. Aman kendisine uyku gelmesin ve bu sevabı kaçırmasın! Çünkü lağvettiği zaman, yâni boş bir şeyle meşgul olduğu zaman, cumanın sevabın da kaçırmış oluyor.

M. Es'ad Coşan Hocaefendi

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2019, 09:23
YORUM EKLE
YORUMLAR
yücel gültekin
yücel gültekin - 1 hafta Önce

ALLAH CELLE CELALUHU RAZI OLSUN BU GÜZEL BİLGİ İÇİN

banner61
SIRADAKİ HABER