banner55

Erdoğan kabusumuz olacak!

İsrailli Profesör Esor Ben-Sorek, Erdoğan’ın halife olmak istediğini savunarak, “Erdoğan’ın bir rüyası var. İsrail her ne pahasına olursa olsun onun rüyasının bizim kâbusumuz olmasını önlemelidir!” dedi.

banner96
Erdoğan kabusumuz olacak!
banner112

srail’in 8 dil bilen profesörü Esor Ben-Sorek, The Times of Israel için 4 Temmuz’da çıkan “Halife ve Sultan” başlıklı bir yazı kaleme aldı. İsrailli prof, yazı boyunca Erdoğan’a hücum edip Türk halkına nasihat etti.

“ERDOĞAN TÜRKİYE’Yİ ŞANLI GÜNLERİNE DÖNDÜRMEK HAYALİNDE”

 “Modern Türkiye’de, Erdoğan’ın bir rüyası var. Onun rüyası ülkesinin Halifesi ve Sultanı olmak. Fakat rüyası ülkesinin refahı için değil, tam aksine kendi rejiminin otokrasisi için

Bu tarihçi profesörün, bilmediği konulara tamamen ideolojik şekilde dalmasının güncel siyaset ve Türkiye ile sınırlı kalmayıp tarih sahasında da bu cürmü işlediği görüldü. Nitekim yazısında, Halife ve Sultan unvanlarının bir bütün olarak cem edilmesinin 1517’de Osmanlıların Memlükleri yenmesiyle vukua geldiğini söyledi. Hâlbuki günümüz Osmanlı tarihçilerinin ifadeleri ve tarihi kaynaklardan görüldüğü üzere, Osmanlı sultanları için Halife unvanı daha evvelden de kullanılmaktaydı.

ATATÜRK METHİYELERİ ÇEKTİ

İsrailli Profesör, “parlak bir ordu subayı” olarak andığı Mustafa Kemal Atatürk’ün, tüm sultanlık ve halifelik geçmiş iddialarını ilga edip Türkiye’yi sekülerleştirme ve Batılılaşmış dünyaya yakınlaştırmada muvaffakiyet gösterdiğine dikkat çekti. Devamla, “Avrupa kanun formatlarını getirdi, Türk alfabesini Arapça alfabeden Roma alfabesine çevirdi, Arapça ezanı ortadan kaldırdı ve Türkçe olması zorunluluğu getirdi, ülkedeki tüm dini mahkeme ve okulları kaldırdı ve İslami takvim yerine Gregoryen takvimi getirdi, Avrupa ülkelerimde gözlemlendiği üzere tatil günlerini Cumadan Pazara aldı” vurgularında bulunup akabinde yine dikkat çekici laflar etti.

Ona göre, “Atatürk modern Türkiye’nin en büyük kahramanıydı. 1915’te Ermeni Hıristiyanların katliamıyla da hiçbir surette alakası olmadı.

ERDOĞAN’A “DİKTATÖR” DEDİ, İSRAİL’E KARŞI TERÖR FAALİYETLERİ YÜRÜTTÜĞÜNÜ SÖYLEDİ

Akabinde Türkiye ve Yahudiler arası ilişkilerin tarihine temas etti. “Türkiye 15.yüzyılda İspanya Engizisyonundan kaçan Yahudilere karşı misafirperverdi ve Ladino (İspanya Yahudicesi) dilinde yazılmış belgeler de o dönemki Türk iyiliğine şahittir. Ayrıca, 1948’deki bağımsızlığımız sonrası Türkiye bizi tanınmayı bahşeden ilk Müslüman ülkeydi ve müteakip birkaç yılda, ilişkilerimiz karşılıklı olarak candan ve iki millet için de kârlıydı.

Bu ifadelerin ardından tüm suçu Erdoğan’a yüklemeye kalktı. Bu ifadelerin, İslam’ın biraz ortaya çıkmasından bile ne kadar rahatsız olduklarını gösterecek derecede mübalağalı surette yazılması da dikkat çekti: “Erdoğan bir otokrat sahneye girdi. Atatürk’ün sekülerleştirilmiş kanunlarını kaldırdı ve İslam hukukunu Türk milletine iade etti. Onun hayali, can attığı her iki unvan olan halife ve sultan idaresi altındaki Türkiye’nin eski şanlı günlerini geri getirmekti ve hala da rüyası budur.

Devamında Erdoğan’ı, “İsrail Yahudi Devletine karşı terör faaliyetleri oluşturmak” ile suçladı.  Akabinde, Başkan Erdoğan’ın “geçmiş ve günümüzdeki faaliyetlerinin halkında tam kontrol arayan ve politikalarına karşı duran ülkesindeki basın ve medyayı yok etmek isteyen bir diktatörün hareketleri” olduğunu söyleyerek diktatörlük ithamında bulundu.

“ERDOĞAN İSRAİL’İ İŞGAL EDİYOR, KUDÜS’Ü TÜRKLEŞTİRİYOR, KABUSUMUZ OLACAK”

Erdoğan’dan ciddi surette çekindiklerini yansıtan satırlarının devamı da ilgi çekiciydi: “Şimdi o bir adım daha ileri gitmeye girişti. Hayali, Ürdün’ü Kudüs’teki Müslüman kutsal yerleri üzerindeki yetkisinden kaldırıp, yerine Türk otoritesini getirmektir. Bu maksatla, Türkiye Doğu Kudüs’ü ‘istila etti’, harap olmuş evleri tamir ve Doğu Kudüs’teki aç Müslümanları beslemek için 100 binlerce dolar temin etti. Onun faaliyetleri, taşlaşmış kalbindeki hayırseverlikten değildir, tam aksine yalnızca Harem-i Şerif’teki camilerin muhafızı olarak Türkiye’nin siyasi üstünlüğü içindir.

İsrail nasıl İsrail’in egemenliğindeki topraklara Türk istilası yapılmasına izin verir, İsrail nasıl Doğu Kudüs’ün Türkleşmesine izin verir, ancak Bibi’nin (Netanyahu) hükümetinin cevap verebileceği bir sır olarak kalıyor.

İsrailli profesörün yazısının sonundaki ifadeler ise günümüz tarihine not düşecek ayardaydı: “Erdoğan’ın bir rüyası var. İsrail her ne pahasına olursa olsun onun rüyasının bizim kâbusumuz olmasını önlemelidir!

Siyonist devletin bu mutlak savunuculuğuna girişen İsrailli profesör, her tür kıyım, yıkım, yalan ve zulüm düzenlerinin özgürlük ve rahatlık içinde sürmesi için Erdoğan’ın önlenmesi ve yerine Atatürk Türkiye’si gelmesini arzuladıklarını yazıda böylece ortaya koymasıyla da dikkat çekti.

Diğer yanda içeride hissedilebilenden çok daha fazla dışarıda hissedilip böylece Siyonistlerin ayyuka vurduğu çetin bir mücadele yürütüldüğünü ve gitgide Erdoğan’ın kendilerini endişe ve korkuya sevk ettiğini göstermesi de yazıyı pek şayan-ı dikkat kıldı.

Türkiye’yi şanlı günlerine döndürme” çabasıyla suçlaması da, arzuladıklarını açıkça gösterdikleri Kemalist Türkiye’nin, o şan ve şereften uzak, ancak kendilerine payanda ve arzu ile emellerine boyun eğip rıza gösteren bir Türkiye olduğunu, Türklerin “şanlı günlerinin” Osmanlı devir ve insanlarında kaldığını kabul ve itiraf ederek açıkça zikrettiklerini gösterdi. Şiddetle bu ülke ve millete düşmanlık edenlerin her şeyi bu kadar netçe ortaya koyan ifade ve itiraflarının, memleketteki bir kısım kimselere doğru duruşun ne olup, hangi fikir ve duruşta saf tutmak lazım geldiği konusunda hala bir düşünce ve gözden geçirme ile birlik beraberliğe teşvik edici olup olmayacağı sorusunu da akıllara düşürdü.

KAYNAK:YENİ AKİT

Güncelleme Tarihi: 07 Temmuz 2018, 18:00
YORUM EKLE
banner64
SIRADAKİ HABER